İhtiyat
İhtiyat, Arapça kökenli Türkçeye yerleşmiş sözcükler arasındadır. TDK sözlüğünde ihtiyat, “herhangi bir konu için ileriyi düşünmek, ölçülü davranma ve sakınma” şeklinde yer almaktadır. İhtiyat kelimesinin sözlük anlamından “sakınmak, ölçülü davranma ya da farklı konular için ileriyi düşünerek buna göre davranmak” anlamları çıkmaktadır.
Başka bir tanımı; ihtiyatlı davranmak “Herhangi bir durum karşısında her açıdan güvenliği ön plana almak” şeklinde söylenebilir.
(https://sozluk.gov.tr/)
İslam ansiklopedisinde ihtiyat, “şüpheli konularda hata ve günaha düşmemek için en güvenli usulü ve çözümü benimsemeyi ifade eden fıkıh terimi” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu tanımlara bakıldığında ihtiyat, temkinli olmak, önlemek, dikkat, ölçülülük ve öngörmekle ilişkilidir. Zarar verecek, düzeni bozacak, yasaya aykırı bir şeyi ya da durumu önlemek, üst bir bilmeyi gerektirir. Olması gerekeni fark etmekle ilişkilidir. Akıl ve zekânın birlikte hareket ettiği bir ‘dia logos’ durumudur. Basiret ya da bilgelikle de ilişkilidir. Bu durumu sezgi düzeyinde anlamaya çalıştığımızda ve değerlendirdiğimizde gerçeğin bilgisine ulaşmaya kadar gidecektir.
Kültürümüzde de ihtiyatlı davranmakla ilgili bazı sözler vardır. “Eşeği sağlam kazığa bağlamak”, “Testiyi kırmadan önce düşünmek” “Tedbiri elden bırakmamak” gibi. Bu sözler kültürel deneyimlerin ürünleridir ve dikkate almak önemlidir. Önlemek, hangi durum ya da konuyla ilişkili olursa olsun bir bilinç hâlidir. Bu hâl, korur, dönüşü olmayan durumlardan korur ya da iş işten geçmeden yapılması gerekene işaret eder. Genel olarak ele aldığımızda önlemek, harekete geçmek ve korumayı sağlar. Önleme çalışmaları hem zamansal hem de maddi olarak daha hesaplıdır. Çünkü zarar verebilecek bir şey gerçekleşmeden önlenmiş olur; bir altüst olma durumu oluşmadan düzeltme fırsatı vardır. Örneğin; hasta olmadan sağlığı korumak ve sürdürmek gibi… Kaygan bir zeminden geçerken tutunmak ya da zeminin kurulanması ya da kuru olan yerden gitmek gibi…
İhtiyat tedbir kararı alınması gibi hukuksal işleyişlerde daha kötü sonuçlar oluşmadan önlem almayı içermektedir. Önlemek için dikkatin aktif olması lazım; fark edebilmek için de zekâyı kullanmak gerekli. Ölçülülük ise, kişilik boyutlarında adaleti sağlar. Aşırı sapmaları engeller, denge ve uyumun elde edilmesiyle risk durumu ortadan kaldırılmış olur. Öngörmek ya da ileri görüşlülük de zekâ ve sezginin işbirliği ile ortaya çıkar. Öngörebildiğimiz ölçüde ihtiyatlı, ihtiyatlı olabildiğimiz ölçüde de öngörmek için fırsatı yakalayabiliriz.

İhtiyatlı olmak, acı çekmemizi engelleme noktası olabilir. Ancak ihtiyatlı olma bahanesiyle bazı aşırılıklara da düşebiliriz. Örneğin, ihtiyatlı olduğunu düşünen ve bununla bağlantılı olarak önünde kat kat zihinsel kapılar yaratan bir kişi kaygı ve korkudan dolayı eyleme geçemeyecektir; bu bağlamda takıntılar bile oluşabilir. Bu durum ihtiyat değil cehaletle eylemsizliğe düşmektir. Oysa bilinçli, sürekli ve karşılıksız eylem ihtiyatı da içinde barındırır. Çünkü içinde bir sapma gerçekleşmez. İnsan ihtiyatlı olmayı, fizik, enerji, duygu ve akıl seviyelerinde gerçekleştirmiş olmalıdır. Çünkü her bir boyut birbirini etkiler. Sadece fiziksel ihtiyat davranışları, korku içinde olan bir zihin tarafından gerçekleştirilemez. İnsanın yasasına uygun davranması, ihtiyatı da beraberinde getirecektir. Hayvanları belgesellerde izlediğimizde kendi doğalarına uygun dikkat ve ihtiyat gösterdiklerini, belli korunma sistemlerini geliştirdikleri ve ona uyduklarını görürsünüz. Çünkü uymadığında bu ihtiyatsızlık hayatına mal olabilmektedir; hayvan bunu içgüdüsel olarak bilir. Örneğin, bir kedi mamasını yerken bile güvenli bir şekilde pozisyon alarak yer ve her türlü ses ve harekete karşı tetiktedir. Bununla birlikte insan bu ihtiyatlı olma durumunu planlama, organize etme potansiyeline sahiptir; başka bir deyişle bunu yönetebilir.
Sonuç olarak, önce ihtiyatlı olup olmadığımızı ve ihtiyat düzeyimizi anlamalı, daha sonra kişilik boyutunda zekâ ve sezgilerimizle aşırılıkları fark edip yöneterek dengeleme, uyum ve ihtiyat noktasına ulaşmayı bilmeliyiz. İhtiyatın devamlılığı için irade de harekete geçirilmelidir. İhtiyatlı olmak, çaba ve organizasyon gerektirir. İhtiyatlı olmak demek aslında, meraklı duruşa anlam katmak ve merakı araştırmaya yönlendirmek demektir. Aksi durumda Ephimeteus gibi Pandora’nın kutusundakileri her tarafa taşırmak söz konusu olabilir. İhtiyatlı bir zihinle yaklaşırsak, bu duruma iyi ki umut var diye yaklaşmakla birlikte başka değerleri de yakalamak mümkün olacaktır. Çünkü filozof ihtiyatı süreklilikle korur.
Adalet KUTLU






