Mertlik
“Selam almayana yiğit denir mi?” şarkı sözünü hatırlayarak sevgili ve saygıdeğer Barış Manço’ya selam olsun diyerek başlayalım. Kültürümüzün sözlü-yazılı edebiyat geleneğinde bahsi geçen “yiğit” ve “mert” kelimelerine o kadar sık rastlanır ki eksikliği adeta tuhaf gelir bizlere. Yaşar Kemal için çok açıktır durum “İnsanoğlu yiğit yaratıktır… İnsanoğlu mert, onurlu yaratıktır”[1] der. Biz belki de onlar kadar net göremiyoruz ya da anlamakta zorlanıyoruz. O yüzden bu yazımızda yüzyıllardır insana güç veren, bireyi harekete geçiren, iyiyi, güzeli ve doğruyu korumak için uyumayan, korkuya değil de olması gerekene odaklan bir değerin ve erdemin doğasını anlamaya çalışacağız: kendisine “Mertlik” derler bu topraklarda.
Pek çok isme sinmiştir kokusu: yiğitlik, atlı şövalye, cesur kimse ve daha pek çok görünmez kahramanın çıkrığındaki bir parça ekmek parçasına mesela. Mertlik, insanın karakterini mayalar. Öyle bir kıvama getirir ki artık atını, kalkanını, bohçasını alıp yollara düşmekten ve harekete geçmekten başka bir seçenek bulamaz olur insan.
Günümüzde bir değerden bahsederken onları anlamak için en kolay yol somut örneklere başvurmaktır. Bunda yanlış bir şey yoktur fakat eksik pek çok şey bırakır geride. Cömertliği anlamaya çalışırken sadece para bağışını düşünmek; güzel olanı akla getirirken sadece huzurlu yeşilin bin bir tonunu giymiş orman hayal etmek; doğru sözden bahsederken doğrudan olanı söylemeyi anlamak ne kadar eksik ise mertlik için de aynısını söylemek yerinde olur. Çünkü yukarıda bahsedilen durumlar görünenin ötesine bakamama durumudur. Görünen kısımda çokça vakit geçirdiğimizde başımıza bu gelir. Mertlik ise tam bu noktada başlar; bir ayağı toprağa basarken diğerini suya daldırmak için havaya kaldırmıştır bile. Bunu bile isteye yapar. Sadece şovmen bir şekilde “aferin delisi” değildir yiğit olan. Ayrıca cüret etmeden önce neye cesaret ettiğini bilendir. Mert kişi atacağı adım konusunda bilinçlidir. Ne için ve nereye doğru gittiğini bilir! Platon’un Devlet eserinde bahsettiği gibi “eğitim yoluyla neden korkulup neden korkulmayacağını bilir” yiğit olan. (İş Bankası Yayınları, 429-c).
Topraktan suya geçmek göründüğü kadar kolay değildir. İkisinin doğası farklıdır. Bir değişimden öte karakterde ve davranışta bir dönüşüm gerektirir. Mertlik erdemini doğasını biraz daha anlayabilmek için tarih boyunca en sık göründüğü durumlar düşünülebilir:
-
Yoksa akla ilk gelen: Savaş durumları mı?
-
Peki kendi içindeki savaşı yönetemeyen birine yiğit denir mi?
-
Kendini daha iyi bir KENDİ’sine dönüştürmek istemeyen biri ülkesinin, halkının ve sevdiklerinin iyiliği için gösterdiği çabanın ne kadarında mertlik bulunabilir?
Mertlik, kişinin içinde devinmekte ve sürekli yer değiştiren arzuların, içgüdülerin ve şan peşinde koşmaların bir ürünü değildir. Aksine insanın içindeki bu unsurları uyumlu bir hâle getirerek daha üst bir değere ve amaca doğru yönlendiren yönetici ilkedir. İradenin en cesur tezahürlerinden biridir. Tüm bu dağınık unsurları birleştirmek için İrade ve Zekâ işbirliği yapar. Bir yerde bir armoni varsa orada bunu organize eden bir zekâ kaçınılmazdır. Her şeyden önce, eğitimin ördüğü bir zekâ ve iradenin sağlamlaştırdığı bir iç tutumdur mertlik. Bundandır zaten, mert olan er kişi değil “erk” gücü sahibi olandır.
-
Yeni Platoncu kadın filozof Hypatia esaret yerine cesareti seçerek[2];
-
Giordano Bruno “sadece bilgeler ve erdemli insanlar çok mutlu olurlar, çünkü onlar artık acıyı hissetmezler”[3] diyerek
-
Hallac-ı Mansur “bizi yaşatan şey korku olursa yaşamımızın da bir anlamı kalmaz”[4] sözünü vurgulayarak mertçe ve yiğitçe dokunmuşlardır bu dünyaya.
Anlamamıza yardımcı olması dileğiyle son olarak, Mertlik:
-
Hareketli ve canlı bir doğa taşır içinde çünkü mertlik daha iyisini yaratmak için sürekli yol arar, açar ve bulur.
-
Duygusal davranıp tehlikeye ya da sadece fikirsel bir bakışa bürünüp soğukluğa gitmez.
-
Davranışa yansımadan önce ruhta verilen iradi ve vizyon dolu bir mücadeleden geçer.
-
Başka yaşam formları ve alternatiflere olan inancın cömertçe var olmasıdır.
Eray ÖZTÜRK
[1] Şeker, Aziz. Yaşar Kemal’in Romanlarının Sosyolojisinde İnsan Sevgisi ve Değerinin Varoluşsal Kaynakları, sy. 5 Bağlantı Linki: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/707273
[2] Şener, Yılmaz. Hypatia, Destek Yayınları.
[3] İlim, Fırat. Giordano Bruno, Destek Yayınları.
[4] Topal, Mesud. Hallac-ı Mansur. Destek Yayınları.






