Sağduyu
Herkes zor zamanlarda doğru kararlar verebilmeyi, en uygun çözümü görebilir olmayı ister. Ancak bu erdeme ulaşmanın yolu o kadar da kolay değil ki, düşünürler az görülen bir erdem olduğunu söylüyorlar. Nedir bu sağduyu?
Her erdem gibi insanda bulunan ama ortaya çıkarılmayı bekleyen bir erdemdir. Bir erdemin ortaya çıkabilmesi için defalarca denenmiş olması, her seferinde biraz daha iyi ve güzel olana yaklaşarak, iyileştirmeye devam ederken, tecrübenin, zekânın, cesaretin, uyumun, sezginin ve pek çok yeteneğin ortaya çıkması ile mümkündür.
O nedenle sağduyuyu da anlamaya çalışırken, ona giden yolda nelere dikkat edeceğimizi, bu yolculuğun nasıl yürünebileceğini çalışmaya gerek vardır.
Sağduyu, duyusal yollarla edinilen bilgileri, duyu dışı yollarla gelen bilgilerle birleştirebilen, irdeleyebilen bir bakış açısı gerektirir. Duyu dışı olan bilgiler, bilgelik hocalarından insanlığa aktarılagelen bilgiler ve sezgilerle ancak akledilebilen bilgilerdir.
Sağduyu, insan olmaktan gelen ilke ve yükümlülüklerimizin, bu ilkelerin gerektirdiği davranış ve eylem şekillerinin tanınmasından yola çıkar. Bu bilme durumu için, önce kendimizle ilgili tanımlamalara ve dikkate ihtiyaç vardır. Zayıflıklarımızı ve güçlerimizin farkında, hangi durumda nasıl davranacağını bilmek, kişiliğin duyguların ve zihnin oyunlarına düşmeden, her durumda akla ve insanlığa doğru gelecek eylemi bilme hâlidir. Yalnızca kendimizi tanımak yetmiyor, içinde bulunduğumuz koşulları ve insanları bilmek, onlara nasıl davranmak gerektiğini ve unsurlarımızın her birisinden neler beklenebileceğini bilmektir.
Kendini ifade etmek için, zihnimizin tüm araçlarına ihtiyaç duyarız. Mantık yürütme kapasitesi, fikirleri ilişkilendirmek, fikirleri bilgece tutarlı hâle gelecek şekilde biriktirmek, tek kelime ile idrak, hafıza, anlayış, seçme ve uygulama bakımından zekâya ihtiyaç vardır.
Sağduyu, şeyleri olduğu gibi görebilmemizi sağlayan ışık gibidir. Bu ışık her unsurumuzun en karanlık köşelerini de aydınlatacak olan özel bir bilinç durumudur.
Öncelikle bedeninin değerli bir aracımız olduğunu bilerek, ona zarar vermemeye dikkat ederek, duyguların ve düşüncelerin önyargılardan, yanılsamalardan arınmasına çalışmak ve her planda güçlenmeye çabalamak gereklidir. Eğer sağduyulu kararlar vermek, her adımda daha doğru olana yaklaşmak istiyorsak, doğamızın ikilemlerini, aklımızla yönetme becerimizi geliştirmek gereklidir. İkilemlerden kurtulmuş olmak değilse de, seçebilme, ayırt edebilme yeteneği gereklidir.
Hayat her zaman, aşağı yukarı hepimizi, sürekli olarak seçme ihtiyacıyla karşı karşıya getiriyor. Günlük olarak, şu veya bu şartlarda pratik ya da spiritüel, maddesel ya da zihinsel, dindışı veya heyecansal olan şeylerde iki ya da daha fazla seçenek arasında seçmemiz gerekiyor. Ve ayırt ediciliği güçlendirmemiş bir kişi için her seçim bir işkenceye dönüşür. Bu süreci aşabilmek için, doğru eylemin bilgisi, zihinde netleşmiş olmalıdır. Darma bilgisi, yaşamın daima bizi tamamlayan eylemlerle ve denemelerle eşlik ettiğini fark etmek yardımcı olacaktır.